3 Ara 2014

Bir yaprak dolusu satırlar

Günler uçuyor
Günler yaprak dolu
Günler sarı, günler turuncu
Günler bir mum sıcağı
Günler eski bir şarkının en güzel nakaratı
Akşamlar sessiz
Akşamlar sakin
Akşamlar mavi, koyu mavi
Mum ışığı titrek, kararsız
Kalemim kurşun, belki bitmez
Bilinmez
Ellerim soğuk, içim sıcak
Heyecanlıyım.

25 Kas 2014

Bir kapı açıldı, ben de geçtim..


"Bir kapı açıldı, ben de geçtim."
Yukarıdaki bu söz Temple Grandin'e ait. Kendi hayatının çekildiği filmden.
Hayatımdaki en iyi filmlerden biri.
Söylemekten bıkmıyorum evet, mutlaka izleyin!

Uzun bir zamandandır
Bir kapılar açılıyor hayatımda
Yeni kapılar.
Kapılar açıldıktan sonra "görebiliyorum"
Ve evet bence görmek çok anlamı olan bir kelime
Açılan her kapıda farklı bir dünyaya adım atıyor gibi hissediyorum
Açılan her kapıda biraz daha mutlu, biraz daha cesur ve biraz daha şükreder hale geliyorum
Renkli ve birbirinden farklı kapılar..

Neler hissettiğimi ifade etmem çok zor kelimelerle
Aşırı mutluluk mu bilmiyorum ama bir gün kalbim yerinden çıkabilir.
Hayatımda sahip olduğum, tanımaya devam ettiğim tüm insanlarla gülümsemelerimizi birleştirdik sanki
Bu sıralar, kahkahalar atarak ama ses çıkarmayarak inanılmaz gülüyoruz.
Gülmekten yoruluyoruz!

Sadece paylaşmak istedim,
İçimde sürekli kıkır kıkır gülümseyen ve yerinde duramayan bir çocuk var gibi.
Kapılardan birlikte geçiyoruz.
Söylediğine göre her kapının fotoğrafını çekiyormuş.
Bir gün sizlerle de paylaşacağız. :)

Eminim sizin de hayatınızda her gün bir kapı açılıyor
Hepsini fark edebilmeniz ve gülümseyerek geçebilmeniz dileğiyle efendim.
Sonbaharı da öpüyorum buradan.

Dip Not: Mutluluğumla mutlu olan hiç tanımadığım insanlara selamlar olsun.
Bir de beni bekleyen insanlara .. :)


15 Kas 2014

Szeged'de bir liseye misafir olmak :)


Merhabalar canlarım !
Bugün sizlere biraz Szeged anlatacağım ve süper bir hikayeden bahsedeceğim.
Biliyorsunuz Erasmus sebebiyle 2 aydan fazla bir süredir Macaristan'dayım.
Szeged Üniversitesi bir şehir üniversitesi ve Szeged Macarsitan'ın 4. büyük şehri.
Buradaki en çok sevdiğim şey sabahları kalkıp hiç bilmediğim o dar sokaklarda yürümek
Şehir kareli defter gibi, kaybolmanız biraz zor :)
Her sokağa iki taraflı büyük büyük ağaçlar eşlik ediyor, yürürken biraz kafanızı yukarı kaldırdığınızda içiniz bir huzurla doluyor gerçekten :)
Her sabah bir sürü fotoğraf çekiyorum, genelde instagram hesabımda paylaşıyorum.
Daha sonra sizlere uzun uzun Szeged anlatırım.
Bugün anlatmak istediğim daha güzel bir hikayem var.

Geçtiğimiz haftalarda burada bir sosyal sorumluluk etkinliği yapıldı -ki haber bile olmuşuz. :)
Erasmus öğrencileri olarak biz de katıldık, evsiz insanlara konaklama ve yemek imkanı sağlayacak büyük bir evi hazırlamaları için onlara yardım ettik.
Cam sildik, çöp topladık, mutfak temizledik.
Hepimiz için bunun kendimizi iyi hissettiren bir etkinlik olduğuna eminim.
Orada bizimle aynı amaç için bulunan, Szeged'de bir lise öğrencisi olan Valentina Németh ile tanıştım. Kendisi lisede bilgisayar alanında okuyormuş.
Biraz Szeged hakkında, biraz teknik konularda sohbet ettik. Bir şeye ihtiyacı olduğunda bana Facebooktan ulaşabileceğini bilerek ayrıldı o gün yanımdan :)

Bir kaç gün sonra bana Facebook üzerinden bir mesaj attı. İngilizce derslerine giren öğretmenine benden bahsetmiş ve beni okullarına davet ettiler :)
Nasıl bir mutlu oldum anlatamam.
Uygun bir gün ve saatte randevulaştık, buradaki canım arkadaşım Anita (Anita ile tanışma hikayemi de bir gün anlatacağm) ile gittim Valentina'lerin okuluna.
Bizi okula yakın bir yerden aldı.
Henuz 1 aydır yaşadığım bir yerde yerli bir insanlarla tanışmak ve dillerini çok az bildiğim bu insanların okullarına gitmek nasıl bir heyecandır inanın kelimelerle anlatamıyorum.
Yaklaşık 20 kişilik bir sınıfa girdik, önce İngilizce öğretmenleri Vidáné Czövek Cecília tanıştım. Çok sevimli bir kadın.
Sonra sandalyeleri bir halka yaparak topluca bir sohbet ortamı hazırladı çocuklar.
Türkiye’de yaşam, eğitim hayatım, ailem, hobilerim ve daha bir çok konuda uzun uzun sohbetler ettik
Bana yönelttikleri her sorudan sonra ben de aynı soruları onlara sordum.
Birlikte bir saat boyunca çok keyifli vakit geçirdik. Gelin fotoğraflara birlikte bakalım :)


Cecília öğretmen ve Valentina ile :)

Çocuklar ve Anita ile :) 
Valentina ile :)
Etkinlik sonunda Valentina'nın bana tatlı bir hediyesi de vardı :)
 Hayatımda hiç unutamayacağım bu güzel günün mimarları olan Valentina, Cecília, Anita ve diğer bütün çocuklara bir kucak yetmez, kucaklar dolusu teşekkürler ediyorum :)

31 Eki 2014

Bikokorec.com 1 Yaşında !



Merhaba gençler !
Bugün burada çok önemli bir günü anmak için toplanmış bulunmaktayız.
Bugün 1 Kasım 2014. Bundan 365 gün önce bikokorec.com'u yayına almıştık !
Yayından önce de size şöyle bir coming soon olayını anlatmıştım :)
Gelin bu bir yılda neler yaptık , bu hikaye nasıl başladı ona bir bakalım.

Geçen yıl bugün Yalova Üniversitesi Bilişim Kulübü okulda bir seminer düzenlemişti.
O güne kadar henüz tanışma fırsatımın olmadığı Burak Selim Şenyurt ile Veysel Uğur Kızmaz bizim misafirlerimiz idi.
Tam da o günün ilk saatlerinde biz bikokorec.com'u yayına almıştık.
Haliyle benim canım dostlarım bu durumdan epey bahsettiler o gün ve böyle önemli bir günde hocalardan da süper geri bildirimler almak beni inanılmaz motive etmişti.
Hatta Burak Hocam'ın şöyle bir tweetini gördüğümde havalara uçmuştum :)



Sonraki hafta dostlarla bikokorec.com'un açılışını da kutlamış, böyle bir video çekmiştik :)

Daha sonra Aralık ayında biliyorsunuz Sanalkurs Bilişim Seminerlerine Yunus Hocam ve ben konuşmacı olarak katılmış, Asp.Net MVC ile Blog Motoru Geliştirme konulu bir sunum yapmıştık. Onu da şurada anlatmıştım sizlere :)
Bikokorec sayesinde o seminere Bikokorec.com Kurucusu ünvanıyla katılmıştım. Hatta Hasan Aslanoba'ya girişimimden bahsetme imkanı bulmuştum. Bu da benim için inanılmaz heyecanlı bir tecrübe olmuştu.

Orada benimle tanışmaya gelen bazı arkadaşların bana iletişim için kartvizitlerini vermeleri sonucu, bir kartvizitimin olmayışı yüzüme acı bir şekilde vurulmuştu ne yalan söyleyeyim :)
E biz de daha sonra hiç vakit kaybetmeden kendimize bir kartvizit tasarladık :)



Hemen sonra Damla ile katıldığım DevFest Women konferansına kartvizitimle gidebilmiş ve gerektiğinde tanıştığım güzel insanlara iletişim bilgilerimi verebilmiştim. Bu da epey bir mutluluktu beni için. :)

Sonralarda Webrazzi Start-up 2014'e açılan 200 kişilik ücretsiz öğrenci kontenjanına girmeye hak kazanmış, yaratıcı girişimlerin anlatıldığı, yatırımcılarla fikir alışverişi yapılan mükemmel bir atmosfere Bikokorec.com Kurucusu olarak şahit olmuştuk :) 3. Sınıf bir üniversite öğrencisi ve girişimi olan biri olarak bana süper bir tecrübe kazandırmıştı. Hasan Aslanoba ile de bikokoreci.com'un gidişatı hakkında sohbet edebilme fırsatı bulduğum için epey mutlu ayrılmış oradan :)



Günler ilerledikçe bikokorec.com'un büyümesi için içeriğe ihtiyacı vardı, bunun için de size daha önce anlatığım gibi yine canım gönüllü dostlarım bu işte bana inanılmaz yardımcı oldular.
Her biri bikokorec.com'a kokoreççiler ekleyerek sitenin büyümesine önemli katkıda bulundular. Daha sonra ben de onlara Bikokorec.com Gönüllüsü olarak isimlerinin yazıldığı kupalar takdim etmiştim, sizlere de burada anlatmıştım :)

Günler günleri kovaladı, bikokorec.com'u her geçen gün geliştirmeye çalıştım, çalışıyorum da.
Tek başıma olduğumdan işler biraz yavaş ilerliyor tabii. Gün geçtikçe restoran sayımız da , üye sayımız da artıyor. Öyle ki bazı enteresan fikirler içeren mailler alıyoruz.
Gelen istekler doğrultusunda çalışmalarımız sürüyor.

O zaman gelin hep birlikte nice büyüyen yıllara diyelim ! :) 

14 Eki 2014

Ve belki


Bugün kahvaltınızı nerede yaptınız ?
Kiminle yaptınız ? Ha, yalnız mı yaptınız ?
O da iyi.
Peki sonra, hangi yolları yürüdünüz bugün?
Yine şu büyük kavşağa çıkan yolu mu kullandınız ?
'Aman ne bileyim ben, yürüdüm gittim işte' mi diyorsunuz ?
'Yol işte arkadaş , 10 dakika yürüyorum varıyorum gideceğim yere' mi diyorsunuz ?
Tamam olabilir ama ben devam etmek istiyorum.
Peki öğlen arkadaşınızla sohbet etmek için iki gün önce gittiğiniz kafeye mi gittiniz mesela ?
Gerçekten merakımdan soruyorum.
Kötü görmeyin beni.
Her zaman aldığınız sütlü kahvenize her zamanki gibi iki küp şeker mi attınız ?
Peki sonra ?
Eve dönerken aynı yolu mu kullandınız yine ?
Hatta karşıdan karşıya geçerken aynı yaya yolunu mu ?
Anladım.
Peki o zaman.
Ben de bir şey diyecektim.
Yarın mesela kahvaltı için masanın başka bir sandalyesine mi otursak?
Yalnız yapıyorsak , her zaman açtığımız o şarkıyı değil de Youtube'nin bir altta önerdiği videoya mı tıklasak ?
Sonra dışarı çıktığımızda her gün yürüdüğümüzü farketmediğimiz kaldırımlardan değil de,
Bir alttaki paralel yola mı dalsak mesela ?
Yine o büyük kavşağa ulaşsak ama bir yan yoldan.
Öğlen bu kez hiç bilmediğimiz bir kafede, bilmediğimiz bir kahve mi alsak, belki şekersiz ?
Bu kez eve dönerken aynı yolu kullanmak isteyebiliriz.
Ama biraz başımızı kaldırıp , daha önce hiç bakmadığımız apartmanların ikinci, üçüncü katlarına mı baksak ?
Sağdan ikinci apartmanın pencerelerinin çok eski zamanlardan kalma çerçevelere sahip olduğunu fark ederiz belki, belli mi olur !
Ve belki renkleri o kadar hoşumuza gider ki , sırf o rengi sevdik diye yüzümüz güler.
Yani bir de şunu diyecektim ben
Değişiklikten korkuyor olabiliriz belki , ama değiştiğinde ne olacağını hayal edemediğimizden.
Ve belki o pencerelerin çerçeve renkleri, hayal gücümüzün açısına etki eder.
Ve belki, her zaman yürüdüğümüz o dar kaldırımlı yollarda, ağaçlar olduğunu fark eder,

Yeşil rengi de sevebiliriz.

3 Eki 2014

Bir boşluk üzerine satırlar

Kocaman bir boşluk var.
Nerede mi ?
Büşra'nın içinde bir yerlerde olması muhtemel
Sanki kim ne yapsa dolmuyor gibi
Sabahları gülümseyen bir günaydın biraz etkisini düşürüyor ama
Genel olarak kendimin de çözemediği bir boşluğa sahibim içimde
Daha önce size söylemiş miydim ?
Günaydın kelimesini çok seviyorum ben
Yüzlerdeki, günün ilk gülümsemesini yakalamak anlamı taşıyor bence
Hiç aksatmam ,
Dişlerimi göstererek günaydın derim sabahları
Ha bir de sahiplik olayını sevmiyorum galiba artık ben
Bir şeye ait olma hissini de
Kökler salmak da istemiyorum bu geçici bulunduğumuz diyarlara
Sadece gülmek istiyorum
Hiç düşünmeden, olduğum gibi
Her zamanki gibi.
Ve bence güzel vakitler kalmalı bizden geriye.

10 Eyl 2014

Bir Staj/İstanbul Hikayesi

Herkese selamm !
Bugün sizlere geç kalınmış bir staj bir aylık İstanbul hikayesi anlatacağım.
Biraz geç kaldı evet, stajımın bittiği hafta Macaristan'a erasmus sebebiyle uçmak zorundaydım.
Onu sonra anlatırım. Benim stajım nasıl geçti onu anlatayım önce :)
Bayramdan hemen sonraki pazartesi stajımın ilk günüydü.
Sınıf arkadaşım olan Ali Aktolun ile birlikte başladık bu sürece.
Bizimle birlikte 6 stajyer öğrenci oldu şirkette. Şöyle bir ekiptik ;

Alex, Mesut, Rıdvan, Ben ve Ali. Not: Burcu da kalbimizde :)
İdea Teknoloji Çözümleri birden fazla departmandan oluşuyor.
Hepsini size burada belki yazamam ama Yazılım , Ar-Ge , Proje Destek , Donanım Destek vb. gibi birden çok bölüm var.
Biz Ali ile Ar-Ge bölümünde stajyerlik yaptık.
Ar-Ge'de Ünsal Gökdağ ve Huzeyfe Esen'in birlikte yürüttükleri Eggsort projesine stajyerler olarak dahil edildik diyebiliriz.
Eggsort Projesi nedir ? diyebilirsiniz. Şöyle,
Günümüzde tavuk eti üreticileri civcivlerin cinsiyetlerini yumurtadan çıktıktan sonra belirleyebiliyorlarmış.
Daha sonra erkek ve dişi olanları ayırıp dişi olanları et olarak sofralara sunarken erkek olanları bir şekilde imha ediyorlarmış.
Bu projenin amacı yumurtalar kuluçkaya girmeden cinsiyetlerinin belirlenip erkek olanların yumurta olarak satılmasını sağlamak.
Yumurtalara bazı infrared ışıklar göndererek ışığın soğrulma miktarını,yumurta içindeki bazı besin değerlerini vb. verileri elde ederek erkek ve dişi yumurtalar arasında bazı farklılıklar elde etmeye çalışıyorlar.
Şimdilik elimizde iki farklı veri vardı ve biz bu verileri Matlab kullanarak farklı şekillerde işlemeye çalıştık.
Daha önce çok Matlab kodu yazdığımız söylenemez. Ama bu sayede gerçekten bu konuda epey ilerledik.
Ünsal Bey gün gün bize yapılacak küçük işler verdi Ali'yle takım olarak çalıştığımızdan daha kolay ilerledik ve bence şu anda Matlab konusunda başlangıç olarak iyi yerlere gelmiş olabiliriz :)
Bu arada Ali de mükemmel bir ekip arkadaşı :)

Ünsal Bey, Ali ve son günler
Benim için 20 iş günü hiç doyamadığım bir aydı.
Stajlar genelde sıkıcı geçer. Fakat bu şirketteki Ar-Ge ekibi oldukça eğlenceli bir ekip.
Bize olan samimiyetleriyle mükemmel zamanlar geçirdik.
Özellikle Ünsal Bey'e bizimle tecrübelerini paylaştığı için, yaptığımız işler sonunda bizi en iyi şekilde motive ettiği için ve bize kattığı her şey için çok çok teşekkür etmeliyim.
Bu arada son gün ben de onlara atıştırmalık tatlılar yaptım. :)

Fotoğrafta bu kadar olduğumuza bakmayın 15 kişiydik toplamda :)
Ben, Huzeyfe, Mesut, Erdem, Yasin

Size daha sonra tariflerini yazarım havuç topları ve çikolata toplarının. Yurtta kaldığımdan mutfak için sponsor bulduğumu da ekleyeyim. :)
Bu arada Mesut arkadaşımın da süper bir Cheesecake yaptığını söylemeliyim burada :)

Maharetli arkadaş Mesut :)
Kendisi YTÜ'de Bilg. Müh. Okuyor.
Tüm bu staj ilerlerken İstanbul'u gezdim bir de ben.
Oğuzhan isimli çok sağlam bir dosta sahibim de , sağolsun her staj çıkışı bir program yaptı benim için.
Mihrabat Korusu'nu gezdik. Meşhur Unkapanı pilavcısında pilav yedik. 

Mihrabat Korusu
Süleymaniye Camii'ni gezdik, bahçesine uzanıp gökyüzünü seyrederek sohbet etmişliğimiz de oldu uzun uzun.

Süleymaniye Camii
Oradaki meşhur Kuru fasulyecilerin yemeklerini tattık.
Sonra Mısır çarşısından Macaristan'a getirebileceğim özel yiyecekler aldık.
Üsküdar kayalıklarda oturup Kız Kulesi seyrettik bir kaç akşam.

Üsküdar'da güneşin batışını seyretmek :)
Beşiktaş'da ayaklarımızı denize doğru sallayıp kahvemizi içtik.
Son gün sırf deniz havası alalım diye iki kez vapura bindik mesela biraz enteresan insanlar olduğumuz kesin :)
İstisnasız her gün gezdik birlikte. Dolu dolu 1 ay geçirdim İstanbul'da.
Kendisine de buradan bir tır dolusu teşekkürler etmem gerek :)
Bugünlerde Oğuzhan da hakimlik sınavlarına hazırlanıyor. İleride onu bir Hakim olarak göreceğiz inşallah :)

Tüm bu süre boyunca İTÜ Ayazağa kampüsünde Vadi Yurtlarında kaldım. Kaldık daha doğrusu Çiğdem, Oytun ve ben. Onlarla da gezdik tabii ki :) Birlikte otantik bir yerde yemek yedik Taksim'de. Mükemmel çikolatalara sahip J'adore'da tatlı yedik. Yurda geç geldiğim akşamlarda beni metrodan almaya geldiler hep. Onlar da iyi ki varlar bence :)

Oytun ve Çiğdem ile Naum Paşa Konağında
Son olarak benden önce Erasmus için Macaristan'a gelen Ayben Manici ve Elif Nur Çam da bana zaman ayırarak öğrenmem gereken her şeyi benimle paylaştılar. İkisine de hediyeleri için çokca teşekkür ederim :)
Tabii yazımın hepsini sabırla okuduğunuz için size de teşekkürler.
Yine gelin efendim :)

26 Ağu 2014

Karanlıkta Diyalog

Merhaba gençler
Bugün anlatacak çok güzel bir hikayem var
Her zamanki gibi anlatmak için sabırsızlanıyorum :)

Bugün daha önce hiç hissetmediğim duygularla geçirdiğim, tümüyle anlatılması güç  bir etkinliğe katıldım.
Karanlıkta Diyalog.
Bu etkinlik , Dünya üzerinde 130 kentte 7 milyondan fazla insana bir çok tarifsiz duygular hissettirmiş. Şimdi ilk kez Türkiye’de ve İstanbul’da gerçekleşiyormuş.
Bir sergi olarak düşünebilirsiniz ama bildiğimiz sergilerden değil.
Öncelikle sinemaya gider gibi bir seans seçerek bilet alıyorsunuz.
Daha sonra Gayrettepe Metro İstasyonu'nda olan mekanlarına gidiyorsunuz.
Başlangıçta sizden bütün özel eşyalarınızı bir kasaya bırakmanız isteniyor.
Daha sonra elinize bir değnek veriliyor ve tamamen karanlık olan bir parkurda yolculuğa çıkıyorsunuz. Gözleriniz açık fakat her yer zifiri karanlık.
Peki sonra neler mi oluyor ? Şöyle ,
Bir elimiz ile değneği , diğer elimiz ile duvarlara tutunarak yolumuzu bulmaya çalıştık ilk etapta.
Bize, kendisi de görme engelli olan Özden Bey rehberlik etti.
Parkur ilerledikçe bir park alanına doğru geldiğimizi hissettik.
Bir çok hayvanın seslerini dinledik , boğazdan akan suyun sesini duymakla kalmayıp onu hissetmeye çalıştık.
Park alanındaki ağaçlara dokunduk , etrafta gezindik.
Daha sonra bir manavın önünden geçtik , bir kapının zilini çaldık.
Yanından geçtiğimiz arabanın rengini tahmin etmeye çalıştık - hiç öneminin olmadığını hissederek.
Bir vapura binerek Beşiktaş'dan Üsküdar'a geçtik.
İnanılmaz bir duyguydu.
Bir yandan rüzgar esiyor , bir yandan vapur sallanıyordu.
Daha sonra İstiklal caddesini gezdik Nostaljik Tramvay ile.
Bunların hepsini yaparken değneklerimizden , ellerimizden , Özden Bey'den ve en önemlisi görme duyumuz haricindeki diğer bütün duyularımızdan yardım aldık.
Bir kafede oturarak çay içtik , sohbet ettik uzun uzun.
Görme engellilerin hissettiklerini , yaşadıkları zorlukları ve tüm bunlara rağmen onların inanılmaz başarılarını dinledik.
Bu arada onlar için sesli kitap okuyarak , istediğimiz kitapları seslendirebileceğimizi öğrendik. Özden Bey gönüllü insanların seslendirdikleri kitaplar sayesinde 200'ü geçik kitap dinlemiş olduğunu söyledi.
Burada kelimelere dökemeyeceğim şeyler hissettim.
Daha çok şey yazardım da size zor olacak :)

Etkinliğin detaylarına buradan bakabilirsiniz.
Eğer vaktiniz olursa kesinlikle kaçırmayın derim.
Eminim ki oradan çıktığınızda bir çok şeyin farkında olarak etrafı göreceksiniz.

23 Ağu 2014

Hissettiğim şeyler üzerine yeniden

Hiç bu kadar hissizleştiğimi hatırlamıyorum
İstanbul'dan Yalova'ya feribot yolculuğu yapmaktaym
Gözümün görebildiği her yer Marmara suları
Bir yandan güneşin batışı
Yalova'ya gitmek hiç bir şey hissettirmiyor
Eve gitmek de..
Son 1,5 aydır değiştiğimi hissediyorum
Düşüncelerim
Hissettiklerim
Gördüklerim
Yapmak istediklerim
Çok şey değişti
Bir boy daha büyüdüm sanki
İçimde bir yerlerde kuşlar uçuyor
Kuzeye doğru
Çok az heyecanlı olabilirim
Galiba haftaya yolum Budapeşte'ye düşüyor
Beni özlersiniz değil mi ?
Bu arada mutsuz değilim tabii ki
Sadece bu aralar sessiz.
Ama hala çok gülümseyen biri olduğum kesin.
Yapmak istediğim çok şey, görmek istediğim çok yer ve konuşmak istediğim çok insan var.
Hepinize sevgiler  :)

9 Ağu 2014

Neşeli günler -İstanbul'da

İstanbul'u ilk kez çektim ben de :)
Merhaba canlar diye seslenmeyeli epey oldu
Şu an staj defteri yazmak yerine oturdum bloga bu satırları yazıyorum
Bloguma şöyle bir göz atarken farkettim ki sizlere önceden daha çok şey anlatıyormuşum
Şimdi zaman bulamamaktan mıdır , yoksa yazmak zor mu geliyor bilmiyorum ama
Kesinlikle hala anlatacağım hikayem çok :)

Bugünlerde stajımın ilk haftasını geride bıraktım
İdea Teknoloji Çözümleri isimli şirketin Ar-Ge bölümünde staj yapıyorum
Dünyanın en eğlenceli insanlarıyla vakit geçirdiğim bir gerçek :)
Bir hafta bitmiş hiç farkına varamadık.
Şu anda Ar-Ge'de ilginç bir projeye dahil edildik
Fakat bundan şimdi bahsetmeyeceğim size
Bir sonraki yazılarımda stajımla ilgili uzun uzun yazabilirim.
Hatta staj defteri olarak tuttuğum staj günlüğü sayılan dökümanımı da paylaşabilirim bitince.

Stajın bitmesine tam 3 haftam kaldı , bununla beraber Türkiye sınırlarını terketmeme de :)
Aaa ben size burada hiç yazmadım tabii.
Eylül ayında okula Macaristan'da başlayacağım.
Erasmus programı ile 6 ay yurt dışında eğitim görmüş olacağım inş.
Nasıl bir heyecan anlatamam , az bir vakit kala böyle gidişattan bahseden bir yazı yazmak istedim.
Anlatmak istedim ya da bilmiyorum, güzel güzel şeyler hissediyorum diye olabilir :)

Muhtemelen buradan sizlere bol bol erasmuslu hikayeler anlatacağım yakın gelecekte.
Biliyorum beklersiniz de :)

Hepinize bol güneşli , mutlu günler ,
Umarım bu güzel yaz günleri hepiniz için bi' hayli keyifli geçiyordur :)

17 Tem 2014

Bikokorec.com Gönüllüleri




Herkese merhabaaaa !
Bikokorec.com'dan haberler getirdim sizlere :)
Türkiyenin 34 ilini kapsayan yüzlerce kokoreççiyi bünyesinde barındıran bikokorec.com'u herhalde artık bilmeyeniniz yoktur.
Bikokorec.com kokoreççileri il il listeleyen , üyelerimizin restoran ekleyerek katkıda bulunduğu ücretsiz bir platform.
Ve bu platformun bir çok gönüllüleri var
Onları bu yazıda sizlere uzuun uzuun anlatacağım :)
Bu arkadaşlar bikokorec.com yayından girdikten sonra
Bikokorec'in büyümesine büyük katkı sağladılar , siteye kokoreççi ekleyerek , içeriği zenginleştirdiler
Hatta aralarında bir rekabet bile oluşturdular diyebiliriz :)
Biz de onların bu tatlı rekabetine ve yaptıkları işe motivasyon sağlaması amacıyla onlara özel bir sayfa tasarladık.
Bikokorec.com/gonullu sayfasında hangi gönüllünün kaç kokoreççi eklediğinin bilgilerini ilk 5 olarak bu sayfada sıraya koyduk , böylece aslında oldukça eğlendik diyebiliriz :)
Gönüllü olarak yaptıkları bu yardımları ve emeklerine karşılık
Onlar için bir sürpriz düşündük , mutlu etmek istedik
Gündemin gönüllüler olacağını söyleyerek herhangi bir ipucu vermeden onlarla ve bize destek olan diğer arkadaşlarımızla bir cafede topladık
Sonra ben günün anlam ve önemini belirten bir konuşmayla giriş yaptım :))
Bikokorec.com için en fazla emek harcayan ilk 5 arkadşımıza hediyelerini takdim etmek istediğimi söyledim :)
Onlara bikokorec.com logolu ve üzerlerinde Bikokorec.com Gönüllüsü olarak isimleri yazılan kupalar hediye ettik :)
Nasıl mutlu oldular anlatamam , tabii ben de :)
Şimdi hep birlikte gönüllülerimize bakabiliriz :)

Havva Keşoğlu , Bilg. Müh. 3. Sınıf Öğrencisi
Şu an kendisi Schneider-Electric'te stajyer :)

Damla Kara Bilg. Müh. 3. Sınıf Öğrencisi
Şu an kendisi Smartiks Bilgi Tek. Hiz.'de Stajyer :)
 Not: Damla arkadaşımız o gün bizimle olamadığı için ona özel başka bir günde hediyesini takdim ettik :)

Çiğdem Menderes Bilg. Müh. 3. Sınıf Öğrencisi
Yakın zamanda kendisi İşBank Genel Müd. Stajyerlik görevine başlayacak :)

Başak Yüksel Bilg. Müh. 3. Sınıf Öğrencisi
Yakın zamanda kendisi Merkezi Kayıt Kuruluşu'nda Stajyerlik görevine başlayacak :)

Çağatay Gökçel Bilg. Müh. 3. Sınıf Öğrencisi
Şu an kendisi Turkcell'de Stajyer :)

İlk 5 gönüllümüzle birlikte bize desteklerini hiç esirgemeyen Aykut Tepe , Burcu Kirlibal , Emre Yılmaz , Ömer Faruk Yıldırım ve Umut Karaağaç'a ve tüm bu ekibin içinde olup bugün bizimle olamayan Seyfullah Kaner , Birol Kocatürk'e bununla birlikte buraya yazamadığım bize destek olan tüm arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. :)


21 Haz 2014

Öğrenci evinin çilekli-irmikli tatlısı


Merhabalar caanım okuyucularım
Bugün sizlerle uzuun zamandır beklettiğim şu çilekli tatlının tarifini paylaşacağım.
Fotoğrafını paylaştığımda birkaç güne blogda olacak demiştim, üzgünüm biraz uzadı.
Yaz için bir hayli hafif bir tatlı oluyor. Tadına bakanlardan güzel yorumlar aldık , tarif istediler :)
Buyurunuz efendim :)

Öncelikle malzemelerimiz :
1kg. Süt
9 yemek kaşağı irmik
9 yemek kaşığı şeker
Bir paket vanilya
İki yemek kaşığı tereyağ
Yarım paket kakaolu petibör bisküvi
Bir paket sade krem şanti (bunun için de bir su bardağı süt gerekecek unutmayın)
Çilek - biraz da pudra şekeri

Yapılışına gelirsek :
Krem şanti koyu bir kıvamda olsun diye ilk olarak onu süt ile çırpıp buzdolabına koyuyoruz.
Daha sonra ;
Süt , irmik , şekeri bir tencerede krema kıvamına gelene kadar karıştırıyoruz.



Çok katılaşmadan tereyağı da kremaya katıyoruz.
Ocaktan indirmeden saniyeler önce vanilyayı da katıp birkaç kez karıştırıyoruz.
Daha sonra orta boyda bir borcama ince bir kat olacak şekilde döküyoruz.
Bir katı yaydıktan sonra kakaolu bisküvileri diziyoruz.



Üzerlerine kalan irmikli kremayı da döktükten sonra tatlının bu halini soğumaya bırakıyoruz.



Soğuması gerek ki krem şantiyi üzerine yayacağımızda krem şanti erimesin.
Bir yandan çileklerimizi kesip rondo doğrayıcıya atarak üzerlerine birazcık pudra şekeri serpiyoruz.
Pudra şekerini çilekler fazla ekşi tat vermesin diye koyduk , siz eklemeyebilirsiniz.
Sos kıvamına gelene kadar rondodan geçiyoruz.
Benim öğrenci evimde doğrayıcım olmadığından ben küçük küp parçalar halinde keserek koydum.
Böyle de güzel oldu :)
Soğuyan irmik ve bisküvimizin bulunduğu tatlının üzerinde soğumaya bıraktığımız krem şantimizi yayıyoruz.



Daha sonra üzerine çileklerden yaptığımız sosumuzu döküyoruz ve tatlımız hazır !



Dinlendikçe daha güzel olduğunu söyleyebilirim.

Böyle uzun uzun yazdığıma bakmayın çok kolay bir tatlı. Fazla zaman almıyor.
Yazın canım irmikli bir tatlı çekti ve oraya bu çıktı :)
Oldukça iyi sonuçlar aldık.
Hem hafif hem de çileklerle bir hayli lezzetli oluyor.
Afiyet olsun efendim :)
Yaparsınız yorum da bırakmayı unutmayın bence :)

16 Haz 2014

Ağır Ölüm

Biliyorum şimdiye kadar hiç burada alıntı bir şey yazıp paylaşmadım böyle. Ama bunu çok sevdik biz.
Burada dursun istedim. Belki hiç okumamış olanlara vesile oluruz. :)
Buyurunuz efendim.. Ağır Ölüm ..

Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.

Pablo Neruda

30 May 2014

Öyle birkaç satır

Bu akşam tuhaf akşamlardan biri
Tam olarak Can Atilla dinlemelik olanlardan
Hüzün yok bence
Hatta olabildiğince bir mutlu olma ihtimalim yüksek
Yine de tuhaf demek zor olmaz
Ne gibi mi ?
Sanırım havanın bir bunalımlı olmasından olabilir
Bilmiyorum illa bir sebebe bağlamak zorunda değiliz bence
Öyle yazmak istemiş olabilirim
Yazmak istemek ..
Bayağıdır gelmeyen bir istek aslında
Böyle bir telaşlı günler geçiriyoruz
Yaz da geldi
Yazlar artık beni biraz tedirgin etse de havanın sıcak olması mükemmel
Yaz tedirgin ediyor evet
Şey gibi bu, hmmmm
Kokuların hisettirdikleri gibi
Hani uzunca bir zaman sonra, eskiden tanıdığın bir koku gelince burnuna , o zamanları hissedersin ya
Öyle bir şey
His yani
Çok da abartmamak lazım demeli miyim bilmiyorum
Neyse
Benim işim yazmak
Özellikle böyle bir istemişken
Yazdım , siz de okudunuz herhalde
'Yaz'ınınz güzel geçsin efendim.
Bu arada bunu dinledik bu yazı yazılırken, ben ve hissetiklerim. Sevebilme ihtimaliniz yüksek :)

10 May 2014

100. Yılında 1. Dünya Savaşı ve Türk Esirler konferansı ardından

Merhaba canlarım
Size canlarım demeyeli uzun zaman oldu farkındayım.
Sormayın yine üzgünüm yine üzgünüm bu konuda.
Aslında anlatılacak hikayelerim var , ama bir türlü oturup buralara dökemedim şu sıralar
Her neyse bu yazıdan sonra yakın gelecekte bir yazı daha gelecek onu bekleyin bence
Katılacağım bir etkinlik sonrası yazı yazarım diye düşünüyorum -bakalım nasıl geçecek ben de heyecanlıyım bayağı.
Onu haftaya konuşuruz neyse.

Bugün bahsetmek istediğim dün akşam katıldığım etkinlik aslında.

Okulumun kulüplerinin birlikte yaptıkları "100. Yılında 1. Dünya Savaşı ve Türk Esirler " isimli bir konferansa katıldım.
Biliyorum size de ilginç geldi :)
Daha önce böyle bir etkinlik sonrası yazı yazmadım çünkü , bence de ilginç. :)
Konumuza dönmek gerekirse ben çok başarılı buldum.
Prof. Dr. Cemalettin Taşkıran'ın yaptığı 1,5 saatlik doyurucu sunum oldukça akıcıydı.
Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı
Açık konuşmak gerekirse İstiklal Marşı'na eşlik ederek okumayalı epey olmuş.
Giriş olarak 1. Dünya savaşını biraz anlattıktan sonra asıl konu olarak Türk Esirlerden bahsetti.
Bayağı bahsetti hem de.
Bu zamana kadar 1. Dünya savaşını tarih derslerinde , belgesellerde çokça dinleme şansımız olmuştur
Ama Türk Esirler konusunda kaçımızın bilgi sahibi olduğunu bilemiyorum.
Benim kesinlikle bir bilgim yokmuş, o kesin.
Bölge bölge Türk esirleri , bulundukları kampları , kamplarda yaşadıklarını dinledik dün akşam
Kamplardan ailelerine yolladıkları mektupların bir kaç satırına şahit olduk
Dönebilenlerin hikayelerini , duyarlılık dolu hareketlerini dinledik, hep şaşırdık anlatılanlara
Kamplar sırasında Azerbaycan'ın yardımlarından
Sonra bir Japon Subayının esirleri göndermeden önceki o hüzünlü konuşmasından haberdar olduk
Çok duygusaldı bence
Hepsi ama hepsi tüylerimi diken diken etmeye yetti diyebilirim.
1. Dünya savaşı sırasında tahminen 200.000 adet esirin kim bilir tek tek ne kadar hikayesi vardır onları düşündüm
Neden bunlardan pek haberdar değilmişiz
Neden bir çok şeyin filmi yapılırken , bu konuda güzel hikayelere sahip filmlerimiz yok bunlar geldi aklıma
Umarım bir gün onları beyaz perdede görürüz, çok isterim şahsen.
Kısacası dostlar bana çok şey katan bir akşamdı.
Başta arkadaşım Hakan Yılseli olmak üzere etkinliği düzenleyen okul kulüplerine teşekkür etmem lazım :)
Sevgiyle kalın :)

19 Mar 2014

Hissettiğim şeyler var

Anlık yaşamak ne demek ,
Nasıl yapılır bilmem ama
Ortasını bulabilmek güzel bence
Yani azıcık ucundan kenarından yakalayabilmek hayatı
Çok gelecek düşünmeden , anı yaşamayı da abartmadan
Her gün en az bir şeye çok gülmek -en samimi olanından
En az bir kişinin hayatında önemli olacak bir cümle kurabilmek
En az bir kişiye teşekkür edebilmek
En az bir kişiyi takdir edebilmek
Kendini de unutmadan düşündüğünde
Gece yastığa başını koyduğunda varlığına şükredebileceğin insanlar biriktirmek bir kaç tane
Bunları birazcık yakalayıp yapabilmek güzel olmalı
Güzel olmalı bence kendini de böyle motive edebilmek
Bugün de nefes alabiliyorum derken nefesi boş vermemek gerek.


3 Mar 2014

Yoğun geçen haftasonu : NedirTv , DevFest Women

Merhabaaa gençler !
Neredeyse bir aydır yazamamış olmamın üzüntüsünü bir tarafa atıp
Bu yazının başına nihayet oturdum
Konferanslarla geçen yoğun bir hafta sonu hikayesi anlatacağım sizlere
Cumartesi günü Bahçeşehir Üniversitesi'nde gerçekleşen 8. Geleneksel NedirTv Seminerlerine katıldık

Uğur Umutluoğlu hocanın açılış konuşmasıyla başlayan seminerde bir çok ilgimizi çeken konu vardı.

Özellikle Burak S. Şenyurt Hocanın Anti-Patterns ve NoSql konulu sunumlarda epey bilgilendik.
Anti-Pattern olarak yaptıklarımızı yapmadıklarımızı birazcık görme fırsatımız oldu :)




Nezih Tınas Hocanın " Bilişim Sektöründeki Saçma Kariyer Planları " konulu sunumu da oldukça eğlenceli geçti :)
Ercan Bozkurt Hocadan ve Muhammed Cuma Tahiroğlu Hocadan da " Zaman Yönetimi ve Yazılım Geliştirmede sadelik " konulu sunumları dinledik.
Gün sonunda Hocalarla bir kahve içme fırsatımız olmasına ayrıca sevindik :)
Keyifli bir sohbet oldu , bolca bikokorec.com'u da konuştuk bu açıdan ben bayağı mutlu ayrıldım diyebilirim.:)
Bir fotoğrafla günü bitirsek daha mutlu olurmuşum.

Ertesi gün DevFest Women vardı.
DevFest Women, Google’ın öncülüğünde düzenlenen teknoloji ve yazılım dünyasını bir araya getiren bir etkinlik olarak Türkiye’de ilk defa gerçekleşti.
Programda Türkiye’den ve dünyadan teknoloji ve yazılım sektörünün başarılı kadınları konuşmacı olarak yer aldı.
Paralel oturumlar şeklinde ilerleyen programda bir sürü sunuma katılma şansımız oldu.
Galiba bizim için en eğlenceli olan Google Glass'ın anlatıldığı Hale Yaman'ın yaptığı sunum oldu.
Teknik özelliklerini anlattı hem de bir demo yaptı bizlere.
Gördüğünüz üzere Glass'ı deneme fırsatı da elde ettik :)




İlginç bir deneyim oldu.
Daha çok girişimcilik konulu sunumlara katıldık diyebilirim. Bizim sektörden olan iyi kariyer sahibi kadınların hikayelerini dinlemek bize iyi geldi :)
Damla hiç sıkılmadı mesela :))





Gün sonunda Dolmabahçe'de bir çay içerek dinlendik. :)



Bende haberler bu kadar.
Sizde de her şey yolundadır umarım. Arada ses verin :)


6 Şub 2014

bikokorec.com'da neler oluyor ?

Merhaba gençlerr !
Bugünkü konumuz bikokorec.com
Ne zamandır konuşmuyoruz sanki
Arada uğruyor musunuz ki ?
Bence uğrayanlarınız var , yeni görenler var , merak edip üye olanlar var
Bence iyi gidiyoruz iyi :)
Kısaca demek istediğim aslında şöyle ,

Bugün sizlerle biraz istatistik paylaşmak istedim.
Bikokorec.com'un 3. ayını bitirdiği şu günlerde
İlk ayımıza göre ;
- Günlük ziyaretçi sayımız %45 arttı :)
- Üyelerimiz fena değil -ki biliyorum üye olmak zahmetli bir iş :)
- Restoran sayımız %200 arttı.
- Şu anda 20 ilimize ulaşıyoruz.

Bunların yanına bu akşam yeni sürüm yayınladık !
Peki neler mi geldi ?

- En önemlisi artık kendi eklediğiniz kokoreççileri düzenleme şansına sahipsiniz !
İlk versiyonda bu yapılamıyordu -ki yapılması gereken bir şey olup birazcık ertelemiştik diyelim.
Artık düzenleme olayı da tamam :)
- Artık sitede ekli olan kokoreççilerin resimlerini büyüterek görebiliyorsunuz.
- Bunun dışında küçük hata düzeltmeleri ve basit kullanılabilirlik konusunda bir kaç düzenleme yaptık.


Kısaca bikokorec.com'da bizim işler böyle.
Arada bir uğrarsanız , çorbada tuzunuz bulunursa mutlu oluruz :)
Umarım sizin de işler yolundadır :)
Gelecek yazıda görüşmek üzere :)

14 Oca 2014

Öyle bir sarılmak işte

Yazıp yazıp siliyorum.
Yazıp yazıp siliyorum..
Galiba şu an yazıyorum, hah şimdi biraz tutacak gibi
Ne yazacağım bilmiyorum ama
Hissettiklerimin sonucu olarak en çok şu cümleyi söylüyorum bu sıralar ;
" Sıkı sıkı sarılmak istediğim insanlar var ! "
Vakit geçmeden
Nefes bitmeden
Sıkı sıkı sarılmak istediğim.
Nefesimi derince içime çekip ..
Gözlerimi de kapatırım muhtemelen , öyle bir sarılmak işte.