28 Eki 2015

Kısacası..

"Kisacasi, en uzun ve gizemli seyahat insanın kendisine yaptığıdır."
Diye bir cümle kuruverdim geçenlerde
Sonra durdum baktım,
Oha dedim bu cümleyi ben nasıl kurdum bir kerede :)
Şaka bir yana, her gün bir adım daha derine yol alıyorum ben,
Kendime doğru..
Dediğimin hala arkasındayim yani.
Gözlemlerimin içine kendimi kattığımı zaten hep söylerim
Şimdi kendimi daha fazla keşfeder oldum
Gün içinde kurduğumuz bin cümleden bir tanesinin karşımızdakinde bir yer edebileceğinin farkına vardım
Dinlediğimiz bin cümleden bir tanesinin bizim içimizde bir şeyler uyandırabileceğinin de
O yüzden tüm varlığımızla burada birlikte olmamızın hep bir anlamı vardı işte
Hep bir anlamı vardı,
Kimlerle karşılaşıyoruz hayat tecrübemizde
Kimlere sarılırken derin nefesler alıp, şükrediyoruz
Tam o sırada kendi içimde ne kadarını hissediyordum yaşıyor olmanın
Böyle derine doğru uzanıyor yol
Yol yürümekle azalmaz,
Dedim ben bir de
Yürümekle artar, yürümekle uzar
Seyahatin en gizemli, en keyifli kısmı da buydu işte.
Şimdi, her gün aynı yollardan yürümesek mi kendimize
Sag taraftaki sokak, çıkmaz sokak olmayabilir. :)

26 Eyl 2015

bir eylül akşamı


düşüncelerimden parmaklarıma
parmaklarımdan bu beyaz sayfaya düşen kelimeler
biraz can yakıyor yazarken bile

o kelimelerin bir kaçının ardına takılıp akıyor sanki duygularım birer birer
yine de yazıyor olmanın verdiği o güzel huzurla
ardına takılıyor ruhum da

ne mi dinliyorum?
biraz yağmur, biraz yaprak hışırtısı
hiç durmadı bugün damlalar
gökyüzünün de içi epey dolmuş olsa gerek

bir mum ışığı yanında, güzelim ay hafif gülümsüyor karşıdan
ah be Büşra diyor, 'don't be so complicated'
neden ingilizce söyleniyor bilmiyorum
sanırım arada kafası karışıyor

herkes gibi..

mum ışığı arada titriyor yağmurun getirdiği küçük esintiyle
ben de biraz ürperdim sanki
yok yok merak etme henüz kapatmayacağım pencereyi diyorum
kime mi diyorum?
bilemedim, farkeder mi?

yola çıkmış olduklarının haberini alıyorum güzel gülümseyen insanların
kaç günde varırlar diye soruyorum
kime mi, yağmurla gelen akşam esintisine
bilmiyormuş
bekleme işine girme diye öğüt veriyor
beklemek insanı en çabuk yaşlandıran sey diyor
yola çıkan yolda kalmaz, gelmek isteyen zamanı boşa harcamaz.

aldığımda daha mutlu olan o tatlı çiçeğimin
bir kaç yaprağıyla göz göze geliyorum bir kaç saniyeliğine
tek kelime etmiyor, bayağı ağır geliyor bana sessizliği
güneş yüzü çok göremiyor garibim ama yine de şikayet etmez pek

biz böyle evce, güzel, ılık bir Eylül akşamı geçiriyoruz
kelimelerin sıcaklıklarını hissetmiş olsanız gerek
duygularım aralarında kayboldu gitti, sizi uğurlayamayacaklar ne yazık ki
ama yağmur ve yapraklar sessiz, huzurlu bir akşam diliyor sizlere küçük bir esintiyle
ayın da arkadan 'good night..' fısıldadığını söylemem gerek..
İyi geceler olsun..

dip not: satırlar yazılırken bunu dinledik

How Great Thou Art -ThePianoGuys




14 Tem 2015

Bir Erasmus-Mezuniyet Yılı

Mezun Büşra :)

Merhaba canlar!
Düzenli blog hayatımıza en kısa zamanda geri dönüyoruz! :)
Beni özlemişssinizdir herhalde :)

Nereden başlayacağımı bilmiyorum ama. Bir kaç hafta önce Erasmus resmi olarak bitti.
Biraz Erasmus bahsedeyim diyordum. Şüphesiz hayatımda yaptığım en güzel, en güzel, en güzel şey. 10 aydır daha önce caddelerini, dillerini, kültürlerini bilmediğim bir ülkede yaşıyorum.
Benim ilk yurt dışı tecrübem Macaristan ile başladı. İnanılmaz mutluyum yaşadığım her şey ile.
Daha önce size bir kaç gezimden bahsetmiştim Macaristan’da. Orada da neden bu kadar mutlu ve şanslı hissettiğimi birazcık anlatmış idim, okuyabilirsiniz.

Dünyanın bir çok ülkesinden arkadaşlar edinmek, mutlu zamanlarımızı paylaşmak, ortak bir dille anlaşmaya çalışmak, yemeklerini tatmak, hikayelerini dinlemek nasıl mükemmel bir deneyimdir anlatılmaz.
Ufkunuzun genişlediğini, ve artık bir tık daha öz güven sahibi olduğunuzu fark etmenizi sağlıyor. Her şeyden önce yaşadığımız dünyada hepimizin birer yere sahip olduğunu ve sahip olduğumuz her şeyle bir önem taşıdığımızı gösteriyor harika bir tavırla.
Burada gördüğüm her yeni şey, farklı bir ağaç, farklı mimaride bir bina, bir yeni yemek ve her yeni insan, hayatıma güzel hikayeler katarak, bir kar topu gibi büyümesini sağlıyor yaşam tecrübemin.

Resimlerden bir özet yapmak biraz zor oldu ama.. :)


Tüm bunlar yaşanırken üniversite hayatımın son yılında olduğumu ara ara hatırlatmam gerekti kendime.
Tezimi burada yazmak ve kendi dilimden farklı bir dilde yazmak da edindiğim büyük tecrübelerden biri oldu.
Aynı zamanda hayatımın ilk iş arama zamanlarını burada yaşadım.
İlk iş görüşmelerimi, ilk teknik testlerimi burada aldım, okul sonrası yeni başlangıçlarım için.

İş görüşmelerimden biriyle iyi anlaşarak Budapeşte Ericsson Ar-Ge departmanında iş sahibi oldum.
Bulut takımında olmak ve OpenStack geliştirme ortamında bulunup, olan bitene dokunma fırsatı elde etmem de nasıl bir heyecandır meslektaşlarım anlar. :)

Bu sürede arada derede bir mezuniyet töreni geçirdik Türkiye’de. Sadece 1 haftalığına gidebildiğim anavatanımda, ne kadar vakit geçirdim, ne yaptım, inanın hiç hatırlamıyorum.
Geçirdiğim 6 günün 6sı da farlı şehirlerde dolu dolu geçti.

Harry hoca'nın plaketimi takdim etmesi, canım bölümümün bize o anda hazırladığı mükemmel bir sürpriz oldu!
Şaşkınlığımın fotoğrafı :)
Yalova’da ki mezuniyet törenimde Bölüm Birincisi olarak mezun olmak, ve plaketimi Szeged’den misafirim olarak benim mezuniyetim için orada bulunan H. Fitz. hocamdan almak ayrı bir onur, ailemin bu güzel zamanlarıma şahit olmuş olmaları, onların gözlerindeki gururu görmek, hayatımdaki şüphesiz en güzel anlardan biri oldu.

İnsanın herşeyleri.

Türkiye’de gezdiğimiz yerler için bir sonraki yazıyı ayırdım.
Size yalnızca 30 saat geçirebildiğim bir Şanlı Urfa gezisi anlatacağım, çok enteresan hikayelerim var :)

28 Şub 2015

Szigetvár /Zigetvar gezisi ile tarihe yolculuk! :)

Macar-Türk Dostluk Parkı
Merhabalaaaar!
Bugün farklı bir hikayeyle geldim sizlere!
Galiba ilk defa, böyle gezdim gördüm yazısı gibi bir şey olacak bu yazı.
Macarsitan’ın Szeged şehrinde 6. ayımı bitirirken, uzun zamandır gitmek istediğim iki şehri gezme fırsatı buldum.
Bunlardan bir tanesi bize pek yabancı gelmeyen Szigetvár/Zigetvar diğeri ise Pécs.
Perşembe sabahı çıktık yola, Szigetvár’a varmak 4 saatten birazcık fazla sürdü -ki önce Pécs’e uğramak gerekiyor Szigetvár’a geçmek için.
Szeged-Pécs arası yolculuk 3 saat 15 dk iken Pécs-Szigetvár arası 50 dk. kadar.
İsminden de anlaşılacağı üzere Szigetvár bizim tarihimizde okuduğumuz Zigetvar’ın ta kendisi
Szigetvár küçük bir kasaba ve oraya vardığımızda bizim ilk durağımız şu anda kilise olarak kullanılan ama Osmanlı zamanında Ali Paşa Camii olan yapı oldu.
İçerisi her ne kadar kilise görünümünü alsa da dışarıdaki pencere ve kapı motiflerinden eskiden cami olduğu anlaşılıyor.
Ali Paşa Camii


Nasıl anlatsam, çok tuhaf bir his..
Ardından Szigetvár Kale’sine doğru yürüdük, bilgi alırken danışmaya Türk olduğumu söylediğimde bana Szigetvár savaşını ve kalenin hikayesini anlatan Türkçe yazılı bir kağıt verdiler.
Nasıl şaşırdığımı ve mutlu olduğumu anlatmam imkansız..
Kanuni zamanında bu kale çok zor fethedildmiş, fethedildikten sonra Kanuni buraya çok kısa bir sürede hemen bir cami yaptırmış.
Kanuni Sultan Süleyman Camii.
Kanuni Sultan Süleyman Camii
Ben hala cami olarak korunduğunu bilmiyordum, içeriye girdiğimde bir Kuran’ı Kerim ve 5 adet seccade gördüm.
Kuran’ın sayfalarına dokundum, uzunca dualar ettim.
Nasıl anlatsam, düşününce inanılmaz mutlu ediyor insanı, tarif edilmez bir his.
Cami'nin iç görünümü
Bir zamanlar Osmanlı askerlerinin o küçücük camide namaz kılmış olduklarını hayal etmek..


Bir zamanlar kendi milletinin askerlerin o taşlara dokunmuş olduğunu hissetmek, o zamanları bir hayal edip adım adım gezmek o küçük kaleyi.
Kale içi
Kale içi
Şehirde bir de Türk Evi isimli müze gibi bir mekan var fakat kapalı olduğu için sadece dışarıdan görebilme şansım oldu.
Türk Evi
Son durağımız ise Macar – Türk Dostluk Parkı. 
Kanuni Sultan Süleyman, Szigetvár'ın ele geçirmesinden iki gün önce burada hayatını kaybetmiş. Bedeni ilaçlanarak İstanbul’a götürülmüş, ama iç organları ve kalbi buralara gömülmüş.
Kanuni’nin doğumunun 500. yılı sebebiyle 1994’de inşa edilen bu parkta, Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organlarının bulunduğu mezarı bulunmakta.
Kanuni Sultan Süleyman mezarı
Bununla birlikte parkta Türk sanatçı Metin Yurdanur tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman’ın ve o zamanın Kale Kumandanı Miklos Zrínyi’nin büstleri ve Kütahya çini desenleriyle süslenmiş bir çeşme bulunmakta.
Kanuni Sultan Süleyman ve Kale Kumandanı Miklos Zrínyi Büstleri
Kendi ülkemizdeymişiz gibi :)
Kanuni ve şehitlerimiz için dualar okuduk, su döktük mezarına.
Kelimelerle anlatmam mümkün değil, inanılmaz bir his..
Tüm bunlarla beraber ortak tarihi değerlerimizin olduğu Macaristan’da Erasmus yaptığım için bir kez daha mutlu oldum.
Bir kez daha şanslı hissettim kendimi, şükrettim. :)
İnşallah bir gün sizlere de nasip olur. :)
Farkettim ki bu yazı oldukça uzun oldu, bence Pécs’in hikayesini bir sonraki yazıda anlatalım.
Yani beklemede kalınız efendim! :)

Dip Not: Bütün fotoğraflar benim tarafımdan çekilmiştir. (Tabi içinde ben olmayanlar) :)

1 Şub 2015

Anlara ait bir kaç güncelleme :)

Bu Szeged yerlisi Büşra artık :)

Merhaba gençler!
Biliyorum uzun bir zaman oldu sizlerle bir şeyler paylaşmayalı
İlk dönemin son ayı epey yoğun geçti, ders bitirmeleri, yeni dönem için evrak hazırlıkları..
Kendimi 15 gün için Türkiye'de buluverdim..
Zaman kısıtlı, yapılacak çok şey var Türkiye'de derken
Nerede uyuduğumu bile anlayamadım
Beklenmek de ne güzel şeymiş
Hayatımdaki güzel insanlarla görüşüp, güzel anılar topladım Szeged'e dönmeden önce.
Bir kaç fotoğraf gelsin o zaman;
Biraz Kardeş -kendisi görmeyeli pek büyümüş :)
Biraz abi -kendisi görmeyeli evlendi :)
Biraz İstanbul - dostun kendisi görmeyeli hep aynı :))
Biraz Yalova - gülüşünden daha güzel ne olabilir 
Yeni bir oryantasyon haftası başlıyor yarın.
Yeni yüzler, yeni sesler, yeni hikayelere doğru..
Biraz heyecanlıyım -her zamanki gibi
Szeged bir hayli memleket gibi olmuş bu arada
Sanki Türkiye'nin başka bir alanına geçmişim gibi geldi tekrar dönünce
Bu dönem yapmaya niyet ettiğim daha fazla şey var haliyle
Eminim sizler de okuyacaksınız gelecek aylarda
Çoğu şeyi hiç içimde tutamam ya bilirsiniz :)
Bu arada benim yıllardır halini kurduğum fotoğraf makinam artık gerçek! :)
Da da da dam! -Emeği geçenlere bin teşekkür :)
Bu demek oluyor ki daha güzel fotoğraflar da gelecek
Bir de daha sık tarifler görebilirsiniz blogumda!

Hislerime gelecek olursak,
Biraz sessiz, biraz düşünceli olduğum bir gerçek
Ama bu heyecanımı değiştirmiyor gülen bir yüz gördüğümde.
Her zaman yaptığımdan daha fazla anı yaşamaya, daha fazla şükretmeye çalıştığım kesin.
Daha az telefon, daha az -ya da kontrollü demeliyiz belki, sosyal medya kullanmaya da ayrıca dikkat ediyorum..
Yarın hepiniz için güzel bir gün olsun.
Hepinize 32 diş sırıtarak, huzurlu akşamlar diliyorum! :)

Not: Canlarım Imge, Nazife, Ebru, Uğur'u da öpüyorum buradan :)

25 Oca 2015

Hep zor bazı şeyler


Çok zor kavga etmek benim için
Hep zor, olumsuz konuşmak
Üzgün Büşra ile baş etmek
Susturmaya çalışmak onu
Zor..
En iyi yaptığım şey çok inanmak
Gereğinden fazla inanmak
Çok gülmek
Çok sevmek
Sıkı sarılmak, çok sıkı sarılmak
Küçücük şeylere anlam yüklemek
Fazla hissetmek, her ne yapıyorsam iliklerime kadar hissetmek o duyguyu..
Gerisi hep zor
Hep zor..